Evlilik hakkında kimsenin size söylemediği 8 gerçek!
“…Ve sonsuza kadar mutlu yaşadılar.”
Siz akıllı bir insansınız. Gerçek hayatın hikayelerdeki gibi olmadığını da biliyorsunuz. Fakat kabul edin: İçinizde bir yerlerde hala Külkedisi Sindrella veya Julia Roberts romantik hikayeleriyle ilgili hayaller gizleniyor. Bu hayaller çok kaba taslak veya biraz modası geçmiş olabilir, fakat kendinizi Beyaz Atlı Prensiniz ile birlikte tasarladığınıza eminim.
Gerçek hayatta ise kimi zaman Disney masalları gibi başlayan hikayeler bir korku filmi gibi sona erebilir – ve siz de devamlı bir yerlerden yuvarlanan ve hayatını kurtarmak için mücadele edip bağıran baş kadın aktris rolünü üstlenebilirsiniz. Siz birbirinize duyduğunuz aşkın her türlü zorluğun üstesinden gelmenize yardım edeceğine inanıyor olabilirsiniz. Evet yardım eder. Fakat bu her zaman o kadar kolay olmaz.
Bu sözler size biraz acımasız geliyor olabilir. Fakat işin sırrı şu: Kimi zaman evliliğin size kendiniz, eşiniz ve ilişkiniz hakkında en çok şey öğreten kısımları, en az romantik olan kısımlarıdır. Gerçek hayatta yaşanan aşk mükemmel değildir, kitaplardaki hikayelere benzemez; fakat size sunacağı şaşırtıcı hazineler ve mutlulukları öğrenmek istiyorsanız yazının devamındaki bazı basit gerçekleri okuyun.
1. Yanınızda uzanan insana bakacak ve düşüneceksiniz, bu mudur? Sonsuza kadar?
Evlendiğiniz zaman, doğru insanı seçtiğiniz sürece – ruh eşinizi — hayatınız boyunca birlikte mutlu olacağınızı düşündünüz. Sonra bir gün uyandığınız zaman fark edeceksiniz ki, eşiniz ne kadar harika bir insan olursa olsun sizi günün her anında mutlu etmiyor. İşin aslı, bazı günler evlenmek için neden bu kadar acele etitğinizi sorguluyor olacaksınız. Ve ben bunun için mi evlendim diye kendi kendinize düşüneceksiniz.
Doğrusu, evet. Sadece düğün pastasını kestiğiniz gün bunun farkında değildiniz. O zamanlar “iyi günde kötü günde” deyiminin sadece hayatın trajik anları için geçerli olmadığı konusunda bir fikriniz yoktu. Her gün sabah akşam birlikte yaşadığınız zaman ilişkinizin dayanıklılığı artık günlük olarak test ediliyor ve bu da sizi zaman zaman koşarak oradan uzaklaşma hissi ile doldurmakta. Bu noktada hayal kırıklığı devreye girmeye başlıyor ve belki de bariz bir yalnızlık ve hüzün hissi içinize doluyor. Bu ondan kaynaklanmıyor. Bu sadece sizsiniz, evlilikle ilgili düğün fotoğraflarına poz verdiğiniz gün gözlerinizin önünde uçuşan şeker pembe hayalleri geride bıraktığınız için bunlar oluyor. Evliliğin sadece ulaşılacak bir hedef değil, aynı zamanda heyecan ve sıkıntı içeren bir yolculuk olduğunu öğreniyorsunuz.
Güzel bir rüyadan uyanarak gün ışığının gerçekleriyle karşılaşmak kutlanacak bir şey gibi görünmeyebilir. Fakat bana inanın, öyle. Çünkü sonsuza kadar mutlu yaşadılar hikayelerini bir kere geride bıraktığınız zaman, evliliğin gerçeklerinin tahmin ettiğinizden çok daha zengin ve mutluluk verici olduğunu göreceksiniz. Evet, zor. Hatta sinir bozucu. Fakat pek çok masaldan daha güçlü şekilde kendi özel, güçlü ve sessiz cazibeleriyle dolu.
2. Tahmin ettiğinizden daha sıkı çalışmanız gerekiyor.
Önceleri insanlar “Evlilik emek gerektirir” dediği zaman siz emeğin eşiniz tuvalet kapağını indirmeyi unuttuğu zaman sabırlı olmak olduğunu düşünmüştünüz. Aynı saflık içerisinde, eşinizin eklemlerini kütürdetme veya geğirme gibi bazı sinir bozucu huylarını ortadan kaldırmak için uğraşacağınıza da inanmıştınız.
Sadece bunlar olsaydı kolay olurdu. İnsanoğlu, fark etmişsinizdir ki, basit varlıklar değildir. Eşinizin de gizemli, daha önce ulaşmadığınız derinlikleri vardır – ve onun bulunduğu yerden bakarsak siz de oldukça karmaşık bir insansınız. Bir zamanlar nasıl coğrafya ve fen bilimlerini öğrendiyseniz aynı şekilde birbirinizi de öğrenmeniz gerekiyor. Ve evlenmeniz artık bu işte sona ulaştınız anlamına gelmiyor – sadece çalışmalarınızda bir üst seviyeye geçtiniz. Siz ne zaman artık karşınızdakini tamamen çözdüğünüzü düşünseniz, onun biraz değiştiğini fark edeceksiniz. Ve siz de değişeceksiniz. Evlilikte esas olan, iki insan büyüyüp geliştikçe süreç içerisinde karşılıklı iletişim kurmak ve birlikte yaşamak için bir yol bulmaktır.
3. Bazen yatağa sinirden köpüren bir halde girmek zorunda kalabilirsiniz (ve uyandığınızda daha da kızgın olabilirsiniz).
Yeni evlilere her kim “Yatağa hiç bir zaman birbirinize kızgın olarak girmeyin” demeye karar verdiyse hiç bir zaman yatak odasında gözyaşları ve suçlamalar havada uçuşurken uykuyla sersemlik arasında bir konumda geceyarısından şafağa kadar oturmamış olmalı. Eğer bu senaryo size tanıdık geliyorsa, sizin için tek bir sözüm var: Uyuyun.
Sakinleşmeniz ve yeni bir bakış açısı kazanmanız gerekiyor. Olayları biraz kendi akışına bırakmaya çalışın. Kaliteli bir tartışmanın da iyi bir şarap gibi biraz nefes almaya ihtiyacı vardır. Tartışmaya ara vermek size kızgın mı, üzgün mü yoksaher ikisi birden mi olduğunuzu anlamanız ve esas sorunu bulmanız konusunda yardımcı olacaktır. Belki de çöpleri kimin atacağına dair çıkan kavga aslında takdir edilmediğinizi hissetmenizden kaynaklanıyor olabilir. Belki de her ikiniz de işte yorucu bir gün geçirdiniz ve bu stresi birine boşaltmanız gerekiyordu. Biraz ara vermek bunu görmenize yardımcı olacak ve belki de olayın kendi kendine geçip gitmesini sağlayacaktır. Veya gerçekten geçerli bir tartışma sebebiniz var ve bunun üzerine oturup konuşmanız gerekiyor. Ara vermediğiniz takdirde, iyi bir tartışma sebebi bile karşılıklı sonu gelmez suçlamalardan ve eski sorunları yeniden gündeme getirip birbirinizi daha da fazla yaralamaktan başka bir işe yaramaz.
Konu üzerinde odaklanmayı başabilseniz bile, bazı kavgalar yatma zamanı geldiği zaman sona ermeyi reddeder. Eğer tartışmayı sona erdirmek adına gerçek duygularınızı bastırırsanız, evliliğiniz de bundan olumsuz etkilenecektir.
4. Kimi zaman seks yapmadan idare edeceksiniz — belki de uzun süre — ve bunda bir sorun yok.
Kimi zaman kendinizi sevişme modunda hissetmeyebilirsiniz ve bu eşinizle ilgili bir sorun olduğu anlamına gelmeyebilir. Eşiniz bunu her zaman olumlu bakmayacaktır, fakat doğruyu söylemek gerekirse onun da havasında olmadığı günler olacaktır. Böylece sevişmeden bir kaç gün geçirebilirsiniz. Sonra bir kaç gün daha. Ve…
Seks yapmadan geçen dönemler evlilik hayatının doğal bir parçasıdır. Hareketsiz geçen bir dönem, cinsel dürtülerinizi kaybettiğiniz ve bir daha cinsel hayatınız olmayacağı anlamına gelmez. Belki de sadece bu dönemde uykunun sizin için seksten daha önemli olduğu anlamına geliyordur.
Ve kendinizi kandırmayın, kimse popüler kültürün sizi inandırdığı kadar sık seks yapmıyordur. Ne kadar sık seks yapmanız gerektiği ile ilgili endişelenmek yerine, kendi ritminizi tespit etmek üzere odaklanın.
Emin olmanız gereken şey, seks yapmıyor olsanız da bir şeyler yapıyor olmaktır – dokunmak, öpüşmek, sarılmak gibi. Uzun, yorucu bir günün sonunda eşinizin size ayak masajı yapması bile kalbinizi ısıtmaya yetecektir. Dokunduğu yerler G-noktanızdan oldukça uzak olsa da, yorgun olduğunuz günlerde biraz ilgi ve dokunuş bile sizi birbirinize bağlamaya yetecektir.
5. Kendi istediğinizi yaptırmak yerine ortak çalışacak bir yol bulmak daha önemlidir.
Biz kadınlar bazen ben her şeyi bilirimci olabiliriz. Burada amacımız sevdiğimiz insanları kırmak veya düşüncesizce davranmak değildir. Sadece hayat deneyimi bize çoğu zaman çoğu konuda haklı olduğumuzu göstermiştir. Fakat evliliğiniz süresince sizin kendinizi “haklı” görüyor olmanızın, eşinizin ve sizin bir çift olarak ilişkinizden hoşnutsuzluğunuzu arttırması sizi şok edebilir. Eşinizin sizin düşüncenizin aksine kendisini haklı görmesi sonunda sık sık kapışmanıza sebep olacaktır.
Bazı anlaşmazlıklarda doğru ya da yanlış yoktur, sadece eşinizin ve sizin bakış açılarınız farklıdır. Evliliğinizin ilk zamanlarında hayatı siyah ve beyaz olarak görebilirsiniz, fakat zaman geçtikçe hayatın düşündüğünüzden çok daha fazla gri alan içerdiğini fark edeceksiniz. Tamamen doğru veya tamamen yanlış diye bir şey olmadığını gördükçe, sabrın ve uzlaşmanın değerini anlayacaksınız.
Eşinizi tanıdıkça ve kişiliğine saygı duydukça, onun düşüncelerini takdir etmeyi de öğreneceksiniz. Bu her zaman onunla hem fikir olacağınız anlamına gelmez. Fakat her ikinizi de tatmin edecek bir noktada uzlaşı sağlamanın önemini kavradığınız anlamına gelir. Durmadan eşinizin ne kadar hatalı olduğu üzerinde ısrarcı olmak yerine, iğneleyici sözlerinizi yutmayı ve “Seni anlıyorum” veya “Bunu düşünmemiştim” gibi daha basit bir şeyler söylemeyi tercih edin. Siz onun görüşünü kabul ettikten sonra, onun sizinkini dinlemesini sağlamak çok daha kolay olacaktır. Ve siz de dinlendiğinizi bildiğiniz için, artık kendinizi ispat etmek adına ne kadar haklı olduğunuzu ısrarla savunmaya çalışmayacaksınız. Her şey ne kadar da kolay çözülüyor, değil mi?
6. İyi bir evlilik hiç sorun olmadığı anlamına gelmez; sadece çiftlerin işleri düzene sokmak için uğraştıkları anlamına gelir.
Evlilikte bir denge oluşturmak ne kadar önemli olsa da, arada sırada şöyle sıkı bir kavga etmek de aynı şekilde önemlidir. Çünkü kavga ettiğiniz zaman sadece seslerinizi yükseltmekle kalmazsınız; bazen eşiniz ve ilişkinizle ilgili karşılıklı daha iyi bir anlayış geliştirmek için içinizde saklı kalmış gerçek problemleri de günışığına çıkartabilirsiniz. Yapıcı olduğu sürece kavgalarınızdan vazgeçmeyin; bunlar sizin ayrılmanıza sebep olmayacak, ilişkinizi daha da güçlendirecektir.
7. Sadece kendinizi değiştirebileceğinizi fark edeceksiniz.
Hepimizin içinde bir baştan yaratma fantazisi vardır – onu mükemmele birazcık daha yaklaştırmak için bizi sevdiğimiz insanı değiştirebileceğimize inandırır. Bunun için ona destek verebiliriz veya empati kurabiliriz veya bağırıp ultimatom verebiliriz, fakat ne olursa olsun yolundan şaşmaz bir inançla bu büyük sorumluluğu üzerimize alır ve doğru şeyi yaptığımıza inanırız.
Niyetimiz ne olursa olsun, bu çaba yorucudur. Yetişkin bir insanı eski alışkanlıklarından, inançlarından, tutum ve düşüncelerinden soyutlamak neredeyse imkansız bir görevdir. Ve eğer siz de şanslıysanız umarım çok geç olmadan fark edeceksiniz ki, sizin onun davranışlarına karşı yaklaşımınızı değiştirmeniz çok daha kolay olacaktır.
8. Korku ve güvensizlikleriniz ile yüzleştikçe, kendinizi daha iyi keşfedeceksiniz.
Herkesin sorunları vardır; güven sorunları, kontrol sorunları ve eminim daha keşfedeceğiniz pek çok diğer şey. Hiç kimse mükemmel değildir. Ve evliliğiniz süresince bununla pek çok kez yüzleşmeniz gerekecek.
Sorunlarınızı düzene koymak için uğraşırken ilişkinizdeki büyük boyutlu düş kırıklıklarının çoğunun kendi kendinizle yüzleşmek için bir fırsat olduğunun farkına varmanız gerekiyor. Bunu kabul etmek zor olabilir – ne de olsa eşinizin eksiklikleri ile ilgili bir liste tutmak ve onun hatalarının evliliğinizin daha iyiye gitmesi için önünüzdeki tek engel olduğunu düşünmek çok daha rahatlatıcıdır. Eğer siz çaba gösterirseniz, kendinizi bulmaya yönelik bu zorlu yolculuğun ödüllerinden biri de uzun süreli ve sağlıklı bir ilişkiye ulaşmak olacaktır — kendi acayipliklerinizi sevmeyi öğreneceksiniz ve eşinize karşı da çok daha anlayışlı davranabileceksiniz.
Garip de olsa evliliğin güzelliği de burada yatıyor: Kimsenin sizi önceden hazırlayamayacağı zor zamanlar ve ağır derslerle dolu. Fakat sonunda, birlikte geçireceğiniz hayata zenginlik katan ve aşkınızı başladığından çok daha derin ve güçlü yapan da bu yaşadıklarınız olacaktır.

Popularity: 8% [?]

Yazan
16 Aralık 2009